Vakit’i ve Cuma’yı Bitirmek İçin Açılan Kardeş Davalar!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Vakit’i ve Cuma’yı bitirmek için açılan kardeş davalar!

 

9 senelik Cuma dergisi davası, sona doğru ilerliyor..
“312 General” davası ile kardeş gibidir, Cuma dergisinin “Disiplinsiz paşalar” sayısına açılan dava..
312 General davası, 23 Ağustos 2003 tarihli Vakit gazetesinde yayınlanan “Onbaşı olamayacakların, general olduğu ülke” yazısı için açılmıştı.
Kardeş dava ise; 29 Ağustos 2003 tarihli sayısı için, Cuma dergisine açılmıştı.
23 Ağustos 2003 tarihli köşe yazısı için açılan dava Vakit’i bitirmek içindi..
29 Ağustos 2003 tarihli sayı için açılan dava ise, Cuma dergisini bitirmek içindi..
Cuma dergisini, gerçekten bitirdiler.
90 milyarı aşan tazminat kararı, derginin kapanmasına yolaçtı.
Ama Çetin Doğan, Hurşit Tolon ve Tuncer Kılınç’tan oluşan üç general, yetinmediler..
“Derginin kapanması yetmez.. Sorumlu müdürün evine, arabasına kadar her şeyi haczettirerek, dünyaya geldiklerine pişman edeceğiz” mantığı ile, davayı sürdürdüler.
Biz de savunma anlamında takibimizi sürdürdük.
Ve nihayet sevindirici haber, dün Yargıtay’dan geldi..
Yerel mahkemenin “Hakaret var, 90 milyar tazminatın ödenmesine” dediği karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından oybirliği ile bozuldu.
Nasıl bozulmasın ki..
İdeolojik karar alınmadıktan sonra; Genelkurmay Başkanı’nın bile eleştirdiği üç generale “disiplinsiz” denilmesinden dolayı, hangi adil hakim, tazminat kararı verebilirdi ki?
Olayı kısaca özetleyeyim..
Balyoz davasında anlatılan darbe hazırlıklarının hemen ertesi aylardayız.
Aylardan Ağustos, yıl 2003!..
Tuncer Kılınç, Milli Güvenlik Kurulu Sekreteri sıfatı ile Avrupa’daki Türklerin katıldığı bir etkinlikte şu konuşmayı yapıyor: “Ekonomi, para basarak kurtulur. Apo’yu asmayarak, aslında onu cezalandırmış olduk.. Başörtünün dinle hiçbir alakası yoktur… Düğüne giden dindar bir kadını oynamaya davet etseler, önce ‘günahtır’ diye çekinir, oynamak istemez. Daha sonra ısrarlara dayanamaz. ‘Allah’ım beni affet’ diyerek oynamaya başlar. Daha sonra müzik hızlanınca, o da temposunu artırır. ‘Allah’ım bir günah yaz, bir yazma’ demeye başlar. Daha sonra hızını alamaz, ‘Allah’ım ister yaz, ister yazma’ der. Sonra da ‘(*Hâşâ)Yazarsan yaz’ demeye başlar.”
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.. Maalesef ama.. Paşanın sözleri aynen bunlar..
Bu sözlerin, görevi ile ne ilgisi varsa!..
Cuma dergisinin kapağında eleştirilerin ikinci paşa ise, Çetin Doğan idi..
O da “Mehmetçiğin kanını Galiçya’da, Yemen’de akıttık. Ne için akıttığımızı hâlâ soruyoruz” sözleri aktarılarak, eleştirilmişti.
Hurşit Tolon ise, o tarihlerde Ege Ordu Komutanı idi.
Onun eleştirilen konuşması ise, dergide şöyle aktarılmış: “Batı klübü veya Doğu tarikatlarına bağımlı bölücü ve gericiler, her yerde ve her fırsatta Atatürk’e saldırırlar veya onu yok sayarlar. Sevgili arkadaşlarım, günümüzde sinsice yürütülen laik karşıtı bu tür faaliyetleri görmezden, yapılan takiyyeyi anlamazlıktan geldiğimizi sananlar, ya aldanmakta ya da aldatılmaktadırlar.”
İşte bu açıklamaların tamamı, dergide bire bir iktibas edilmiş, sonrasında da dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün şu açıklamasına yer verilmişti: “Keşke daha sonra konuşsaydılar.”
Genelkurmay Başkanı’nın söylediği, generallerin emekli olmadan önce, siyasi konularda açıklama yapmaması idi.
“Emekli olduktan sonra, istedikleri kadar konuşsunlar” anlamında bir çıkıştı, Genelkurmay Başkanı’nın hatırlatması..
Tüm bunlardan sonra, siz olsanız, o açıklamaları yapan üç paşa için, “Disiplinsiz paşalar” demezsiniz de, ne dersiniz?
Cuma dergisi de bunu demiş.
Dergide ayrıca, emekli general Adnan Tanrıverdi’in “Siyasi açıklamalar suçtur” yorumu, emekli kurmay albay Hüseyin Arı’nın “Bu askerler için işlem yapılmalı” görüşü, emekli binbaşı Mustafa Hacımustafaoğulları’nın “Korkarım Türkiye’yi bu tip paşalar yıkacak” başlıklı değerlendirmesi ile konu okuyucuya aktarılmış.
Derginin başyazısında da Mustafa Karahasanoğlu’nun “Askerliğin olmazsa olmaz şartı ‘laiklik’ değil, ‘vatanseverlik’tir” ve Abdurrahman Dilipak’ın “Paşalar laf dinlemezse” başlıklı yazıları yayınlanmış.
Sonuç? Sonuçta o tarihte esen rüzgarı arkalarına alan üç paşa, CHP’den milletvekilliği de yapan Şahin Mengü’nün avukatlığı ile Cuma dergisini dava ettiler. Mahkeme de, 90 bin liraya baliğ olan bir tazminat kararı verdi. Ve dün geldiğimiz noktada, Yargıtay diyor ki, “Dava konusu yayın, bütünü itibarıyla davacılara yönelik eleştiriler içermektedir. Şu durumda,  dava konusu yayın bakımından, hukuka uygunluk sebepleri vardır. İstemin tümden reddi gerekir..”
İşte buraya nokta koymalı..
Darbe söylemine de.. Durumdan vazife çıkaranların ahkam kesmelerine de.. Siyasetçi geçinip, darbecilere destek verenlere de..
Hepsine bir nokta koymalı..
“Türkiye’ye geçmiş olsun” demeli..
*(Hâşâ) benim notumdur.. O paşadan böyle bir saygı beklemeyin..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir