Valinin Koruduğu Doktor Katili Çoktan Bulmuş!

Ali Karahasanoğlu – Yeni Akit

Valinin koruduğu doktor katili çoktan bulmuş!

 

Kısır döngü şöyle çalışıyor..
“Biz ağacı söktürmeyiz” diyorlar..
Çadır kurup; polise, devlete direniyorlar.
“Burası sizin babanızın bahçesi değil, haydi evinize” deyince..
Polise taş atıyorlar..
Polis bunlara biber gazı sıkıyor.
Ulusal Kanal’ları, Halk TV’leri anında naklen yayına geçiyor.
İki dakika geç kalan tv’lere, “Penguen belgeseli yayınladılar” diye mahalle baskısı uyguluyorlar..
Onlar da hemen 24 saat canlı yayına geçiyorlar.
Sosyal medyadaki provokasyon amaçlı yalan haberleri, anlık olarak gösterip, yalan olduğu anlaşılınca çaktırmadan hemen yayından kaldırıyorlar..
Provokasyonu büyütmek için bekledikleri “gösterici ölümü” bir türlü gelmeyince, kana susamış vampirler gibi, kamera arkasında sarfettikleri “Birisi ölse de bari” diye başlayan cümlelerle gerçek amaçları deşifre oluyor..
Sonunda gösterilerden ilk ölüm haberi geliyor…
Ardından, “Ölümüzü anmayalım mı?” diye, ölümü protesto için gösteriler yapılıyor.
Mankenler, oyuncular, tweet atıyorlar, “Akşam …’dayız” diye..
Gösteriler.. Tekrar polise taş atmalar. Polisin biber gazı sıkması.
Bu arada bir insan daha ölüyor..
Bu kısır döngü devam edip gidiyor.
Bu zincirin son halkası konumundaki dünkü ölüm, Hatay’da..
Daha önce ölen Abdullah Cömert’i anmak için gösteri düzenliyorlarmış..
Caddeden geçen polis araçlarına atılan taşları, demir çubukları, kesici aletleri görseniz..
“Yunan gavuru bile bunu yapamaz” dersiniz..
İki dakikalık videodaki sesleri dinleseniz..
Sanırsınız ki, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan canlı bir bölümdeki top atışları, tüfek atışlarını dinliyorsunuz..
Görüntülere de bakınca..
Seslerin hep, göstericilerin polis araçlarına attıkları sert cisimler sebebi ile oluştuğunu görüyorsunuz..
Evlerden, polis araçlarına atılan sert cisimler.
Polis aracına çarptığında kıvılcım çıkaracak kadar tehlikeli, polisin canına kast eden saldırılar..
Yollar neredeyse taş ve molozlarla dolmuş.
Polis aracı yolda seyrederken, yolun bir en sağına, bir en soluna gidiyor ki, yerdeki insan kafası büyüklüğündeki taşlar aracın altına çarpmasın..
Sonra..
Polise bir şeyler atmak için çıktığı son kattan dengesini kaybedip düşerek mi..
Göstericilerin attığı taşlardan yanlışlıkla kendisine isabet eden sebebi ile mi..
Yoksa polisin biber gazı kapsülü ile mi..
Sebebi şu an için çok kesin olmasa da….
Bir genç daha ölüyor.
Şimdi tekrar başa dönelim..
Dün Hatay’da ölen genç için gösteriler..
Tekrar taşkınlıklar..
Taşkınlık yapanları dağıtmak için müdahale..
O sırada bir başka gencin daha can vermesi..
Böyle böyle gidecek mi bu iş?
Ve daha önemlisi, nereye kadar?
Gerçek amacınız ne?
Gerçek istediğiniz ne?

Hatay’da gösteriler sırasında ölen genç için, Hatay Tabip Odası Başkanı Selim Matkap, hemen açıklamayı yaptı: “Atakan’ın vücudunda yüksek bir binanın üzerinden düştüğünü ispatlayan bir bulguya rastlamadık.”
Bir açıklaması daha var Matkap’ın: “Vali, Ahmet’in yüksekten düştüğünü nereden biliyor?”
Hani, “Polis öldürdü.. Getirin darağacını, hemen sallandıralım” da diyebilirdi ama..
Şimdilik orda durmuş..
Matkap soyadını duyunca, hatırladım.
Bu doktorumuz CHP’li Nihat Matkap’ın yeğenidir..
İki yıl önceki bir haberimiz sebebi ile kendisi ile görüşmüşlüğümüz vardır..
Üç çocuğu 39.5 derece ateşle acile giden babayı, sakallı olduğu için tahkir etmiş, “Annesi dursun yanında. Sen diğer çocuğunu al, acilin dışına çık” diye azarlamış bir “sosyal demokrat”tır kendisi..
Ateşi düşmesi için henüz tedavi uygulamasına başlanmadığı halde, babasını acilden dışarı çıkartıp, güvenlikçilerle tartaklattırmış, Hipokrat yeminli bir doktordur kendisi..
Tahkir edilen baba, Başhekim’den tutun Vali’ye, Sağlık Bakanlığı’na kadar kadar her yere müracaat etti.
Ama bu doktorun hakaretleri için, kimse bir işlem yapmadı..
O gün, bu doktoru koruyan valimiz; şimdi görevi olmadığı halde otopsiye girmeye kalkan, sonra da oturduğu yerden ahkâm kesen, her gördüğü kafa travmasını biber gazı kapsülü ile oluşmuş yaralanma zanneden bu doktorun alaycı sorusuna muhatap olmuş!
Ne diyelim?
“O babanın bedduası mı?” diye soralım..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir