2012 Kapandımı ?…

2012 Kapandımı ?…

 

“Bir pizzanın, ambulanstan önce geldiği bir ülkedeyiz” diyenlerin aslında, ambulans gördüğünde yol vermeyen kişiliksizler olduğu…

“Sağlıkçılar yatarak para kazanıyor” diyen kişilerin aslında bir insan hayatının yükünün ne kadar ağır olduğunun bilincinde olmadığı,

Durmadan bir yerleri ağrıyan ve her doktora gidişinde kapıdan çıkarken küfrederek “bi bok bilmiyo bunlar” diyen insanların, aslında hiçbir şeyi olmayıp sadece “hastalık hastası” olarak adlandırıldığı, bu mesleğin sadece parası için yapıldığını sananların paradan başka şeylerinde varlığından bi haber olduğu güzel ülkemde 2012 bakın nasıl geçmiş…

30 Mayıs, Sunday Times, İsrail’in nükleer füze yüklü üç adet denizaltısını İran kıyı şeridi yakınına konuşlandırdığını yazmış…

Newsweek dergisi, Türkiye ve Brezilya’nın İran ile sağladıkları nükleer yakıt takası anlaşmasına ve bu mutabakat nedeniyle Obama Yönetimine tepkilerin arttığını yazmış…

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu rüzgârı(!) esmiş, Kılıçtaroğlu Çorum’a gitmiş ve “Karanlıkları aydınlığa çıkarana kadar yolculuğumuz devam edecek” demiş.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Arjantin ziyaretini iptal ederek, “Arjantin ziyaretinin iptalinin gerekçesini, Türkiye’ye hasım Ermeni çevrelerin girişimleri ile Atatürk Anıtı’nı engellemeleri ” denilmiş…

Hangisi Marşımızı daha güzel okudu Ajda mı, Hadise mi diyen medyamız, değerli sayfalarını her zaman olduğu gibi ciddi ve derin mevzularla doldurmuş…

31 Mayısta, o korkunç haberler akmaya başladığında, dünya siyaseti bu kadar kırmızıyken, beyaz bayraklı uluslararası sularda gönüllü bir Türk gemisi…

İçinde, sadece vatandaşlarımızın olmadığı ama Türk Bayrağının dalgalandığı, Mavi Marmara’ya gökten eli kanlı teröristler yağdı.

İskenderun’da yaşanan terör saldırısında 6 erimiz şehit olurken 7 erimiz yaralandı.

Sınırdan geçişleri sırasında, terörist oldukları zannedilerek açılan ateş sonrası hayatını kaybedenlerin, cenaze törenleri bölücülük panayırına dönüştürülerek, terör bitsin diye çabalayanları bir kez daha sükûtu hayale düşürmüş…

2012 aslında öylesine korkunçtu ki neredeyse, verdiğimiz ortak tepkileri ayrıştırmaya çalışanların oyununa gelecektik. Hangi acımız daha çok acıtıyor kavgasını veren utanmazlarla birlikte izlediklerimizden şaşkına dönüverdik.

Sadece bizlere öğrettikleri ile düşünen robotlar haline gelip düşünme yetimizi reyting manyağı ekranlara kilitledik. Milli benliğimizi pekiştirmelerimizi kaybettiğimiz güzellikte bir 2012 geçirdik. Kendi bekamızı devam ettirebilmek için pekiştirmelerimizi devam ettirmemiz gereğini unutuverdik…

Pekiştirmeleri bıraktığınızda benlik duygunuzu, yani millet olma olgunuzu sarsar, zayıflar- güçsüz kalır ve yavaşça kayboluşunuzu başlatırsınız. Sonra birbirinize kızmaya başlarsınız…

Yıllardır verdiğiniz şehitlerin sadece cenazelerine giderek vicdanınızı bastırır, yok olan insanlığınızla kaybettiğiniz karakterinizi bile fark edemezsiniz.

Millet olma birlikte yaşama bilincini kaybettiğinizde ise ortak acılar ayrışmaya başlar.

Birilerinin acısı diğerine hafif gelir. Kendi acısını önde görmek ister. Görmeyenler lanetlenir tahammül edilemez hale getirilir.

Bu duyguyu ve olmazsa olmaz refleksleri nasıl yok edersiniz? Bunun cevabı Tarihsel varlığınızı sorgulamaya başlamanızdır. Yani tarihi yeniden tartışmanız.

Bizde öyle yaptık bu yıl…

Bir önderiniz mi var peşinden gittiğiniz, onun aslında ne kadar sıradan bir insan olduğunu, aslında karanlıktan bile korktuğunu anlatan filmler yaptık ve gişe rekorları kırdırdık…

Kahramanlıklarla dolu tarihimizi, tam tersi ne kadar korkak bir millet olduğumuz ile güncelleştirerek genç dimalara yeniden öğrettik…

Sadece adının “Muhteşem” olduğu ama yüzyılın kepazeliğini kanıtlarcasına, ekranlara kilitlendiğimiz tarihinizin eğlence, aşk-meşk ve entrikalarla doluluğunu utanıp sıkılmadan ve yorumsuzca aylarca izleyip haremdeki hatunların acısıyla dertlendik…

Başbakanının dahi kendini tutamamasına neden olan bu yüzyılın soytarılığına, “ambargocu başbakan” başlıklarıyla köşeleri dolduran aydıncıkların, tahammülü zor nutuklarına alkış çaldık…

Ve sonra…

Hoşgörüyü aymazlıkla, cehaleti doymazlıkla tamamladık, Atalarına değil ayıplarına bakan kalabalıklara dönüşüverdik…

İsrail’in yaptığı terörü, İskenderun’da ki terörle denk getirenlerin, bunu bilinçli yaptığını tartışırken, bir başka şehrinizde kaybettiğiniz canlarınızın neden avuçlarınızdan aktığının farkına varamadık..

Tartışma psikolojisinin aklımıza ruhumuza işletilmesinin, yaşadıklarımızla uğraşmaktan yaşayacaklarımıza kafa yormaya zaman bırakılmayışının nedenini düşünün.

“Tartışmaktan yanlışları konuşmaktan ne çıkar” diyenlerin neden asla masada olmadığını düşünün.

Yaşadığımız 2012 nin yerine koymaya çalıştığımız 2013 için bir kurtarıcı olup olamayacağını düşünün…

Hayatı yitmek üzere olan canların Azrail’den önce ki tek adresi olan, sağlık çalışanlarının ne kadar taciz edildiğini, ne kadar darp edildiğini, ne kadar canlarına kast edilerek hayatlarının hiçsizleştirildiğini düşünün…

Tüm bunları düşünürken birde “ben Ülkemi gerçekten ne kadar seviyorum” diye düşünün…

Mutlu yıllar güzel ülkem, 2013 de tarihimizi ve inançlarımızı şirincede bırakmadan bir yıl geçiririz dileğiyle…

 

2 Responses to 2012 Kapandımı ?…

  1. DOKTOR EVREN UZER dedi ki:

    Gökhan bey,yine harikasınız,iyiki varsınız

  2. kemal ürkmez dedi ki:

    Dikkat çetiğin temel meseleler ,karar vericilerin genele yansıtılmada ve hukuk zeminine dönüşmesinde ilgiye muhatap olsun ,bu arzum dilerim ilgililerce de fark edilir,tedbir alımında nemelazımcılık ötelenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir